![]() |
Bazı Şeyler Yokken Güzel
Baharda kışı,
Kışın da baharı özler insan. Ne uzaksa onu özler. Kavuşmak şart mı? Boşver! Bazı şeyler yokken güzel. “Özdemir Asaf “ ; şiir deyince, akla gelecek en önemli üstatlardan biri. Bakın, ne de güzel özetlemiş! Hem de sadece beş mısrayla, süsten uzak, oldukça basit; ama bir o kadar etkili kelimelerle… “ Bazı şeyler yokken güzel” diyor. Şahsen, bu dizelere yürekten katılıyorum. Yaratılışımızın gereğinde merakla birlikte, hep bir şeylere özenme isteğimiz var belki de. “Hep daha fazla kazanma hırsı” ve “hep ille de benim olsun!” mantığı. Kazandıklarımızı rafa kaldırıp kaybettiklerimizi ya da hiç erişemediklerimize sahip olma duygusu… Elimizdekinin kıymetini bilmek yerine, olmayana yönelme çabası… Çok çabalayıp sahip olmak istediklerimize sahip olsak dahi, sonuç yine değişmiyor. Bu defa, süreç tam tersine dönüyor ve eskiyi aramaya başlıyoruz. Bu durum hepimiz için geçerli. Komplike düşünmemize gerek yok. Şiirdeki örnekten yola çıkalım. Baharda kışı, kışın da baharı özlüyor muyuz? Hem de nasıl? Kış gelince üşüyoruz, havanın soğukluğundan şikayetçi oluyoruz. Bütün özlemimizle, yazın gelmesini bekliyoruz. Ağaçların çiçek açısı, yazın gelişi derken; bu sefer yazın sıcağından kavruluyoruz. Buhar, ter, nem vs. yine şikayet edecek bir sebep buluyoruz. İlginç bir U dönüşü ile, bu kez kışın gelmesini bekliyoruz özlemle. Bu döngü, böyle uzayıp gidiyor. Biz insanlar için, hayatlarımız, keza aynı şekilde işliyor. Hep birilerini ya da bir şeyleri bekliyoruz büyük bir özlemle. Beklentilerimizin ve isteklerimizin gerçekleşmesi, illaki beraberinde yeni külfetleri getiriyor. Bu külfetlerle yüzleşmeye ne kadar hazırız? “Bizim zamanımızda” ile başlayan cümleleri, hepimiz duymuşuzdur. “ Bizim zamanımızda televizyon yoktu. Herkes birbirine gelir, giderdi. Çok iyi komşuluk vardı sonra. Televizyon çıkınca, hepimiz onun kölesi olduk.” Kendi adıma, belki bundan 20 sene sonra aynı cümleleri, internet ve cep telefonları ya da daha gelişebilecek yeni bir teknolojik alet için, kullanacağım. “ Sonra cep telefonları gelişince ve internet yaygınlaşınca, birbirimizden tamamen koptuk.” Bir de, Dimyat’a pirince giderken eldeki bulgurdan olmak da var. O da ayrı bir dava. Bütün bunların ışığı altında, kendimize soralım. Sürekli bir şeylere gıpta etmemizin, “hep benim olsun” mantığının ve hayatımızın bir bekleyiş içinde geçmesinin, bize ne katkısı var? Bu, biraz zaman öldürmek oluyor. Dünya’da sayılı olan günlerimiz; onu da sayarak bitiriyoruz. Aşırı derecede gösterilen hassasiyetler ve çabalar bizi, bazen sağlığımızdan ediyor. Olduğundan daha fazlasını istemek ve bunlara kavuşamamak bizi hep mutsuz kılıyor. Üstelik var olanın, elimizden kayıp gitmesi gibi bir olasılık varken, bu kadar koşuşturmaca gerçekten gereksiz. Sahip olduklarımızın değerini, illa kaybedince mi anlamak gerekiyor? Siz siz olun kendiniz, bu kadar kaptırmayın. Her zaman hayalleriniz ve idealleriniz uğruna çalışın; ama en başta; anın tadını, çıkarmaya bakın. Hayatınızda var olan herşeyin, herkesin değerini ve kıymetini bilin. Bardağın dolu tarafını görenlerden olup kaybettiklerinizi değil, kazandıklarınızı düşünün. Unutmayın, hayatta kazanmak da var kaybetmek de; ama en önemli varlıklarınızı, değerlerinizi kaybettiniz mi onları geri döndürebilmenin imkanı yok. Tıpkı Özdemir Asaf’ın dediği gibi: “ Boşverin! Hayat bazı şeyler yokken güzel.” |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 02:16 AM |
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions Inc.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
Forum Tasarımcısı MakayWeb